Kişisel Site

cabadak_banner

TÜSİAD seçimden önce ‘anayasa’ istiyor

15 Nisan 2011 | Yazar: admin | Henüz yorum yapılmamış | 321 Görüntülenme

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, başta siyasi partiler olmak üzere, diğer sivil toplum örgütlerinin anayasa önerilerini seçimlerden önce ortaya koymalarını istedi.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, başta siyasi partiler olmak üzere, diğer sivil toplum örgütlerinin ve ilgili diğer kesimlerin, yeni anayasanın çerçevesi konusundaki görüşlerini seçimlerden önce ortaya koymaları gerektiğini belirterek, ”Genel seçime giderken oy verecek olan vatandaşların en doğal hakkı, seçim sonrasında hazırlanması muhtemel ve bir ülkenin en temel toplumsal sözleşmesine ilişkin olarak siyasi partilerin görüş ve önerilerini bilmektir” dedi.

Antalya’da düzenlenen Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanlar Konseyi toplantısında konuşan Boyner, TÜSİAD olarak yeni anayasa konusunda bir tartışma platformuna aracılık ettiklerini ifade etti. 1982 Anayasası’nın toplumun beklentilerini karşılamadığı yönünde neredeyse herkesin hemfikir olduğunu ifade eden Boyner, toplumun, yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu konusunda mutabık olduğunu dile getirdi.

Herkesin ‘yeni’ kavramından beklentilerinin farklı olacağını dile getiren Boyner, bu sürecin en katılımcı şekilde geçirilmesine katkı amacıyla 11 yuvarlak masa toplantısıyla farklı görüşlerden çeşitli akademisyenler ve kanaat önderlerini bir araya getirdiklerini kaydetti.

Amaçlarının, yeni bir anayasa metni hazırlamak olmadığını vurgulayan Boyner, ”Amaç, yeni anayasanın hangi temel ilke, odak ve yöntemleri benimsemesi gerektiğine ilişkin çalışmalardan ortaya çıkan sonuçları kamuoyuyla paylaşmak ve bir tartışma ortamı yaratmaktı.

Elbette her konuda tam bir mutabakat sağlamak mümkün olamadı ancak ortak uzlaşıya varılan pek çok da konu belirlendi. Zaten önemli olan her fikrin özgürce tartışılabilir olduğunun ifade edilebilmesi, her fikrin en azından tartışma sürecine dahil edilebilmesidir” diye konuştu.

YÜZDE 10 BARAJI VE SİYASİ PARTİLER KANUNU

Seçimlerin yaklaştığına dikkati çeken Boyner, ”İki aydan kısa bir zaman sonra seçimlere gidiyoruz. Mevcut seçim sistemi ve seçim barajı ile Meclis’in seçmen iradesi ve temsiliyeti konusunda tam bir yansıma oluşturmayacağı hepimizin üzerinde durduğu bir konu” dedi. Boyner, şöyle devam etti:

”Seçim sistemi, Siyasi Partiler Kanunu, seçmen ile vekili arasındaki ilişki zemininden çok parti başkanı ve vekil arasındaki bağı güçlendiren bir durum ortaya çıkartıyor. Kim kimi seçiyor, kim kimi seçtiğinizi zannediyor ve dolayısıyla kim kimi temsil ediyor? Bununla birlikte yeni Meclis’in, yeni bir anayasa hazırlayacağı yönünde de önemli bir beklenti var.

Biz seçimlerden sonra önümüze getirilecek bir anayasa metnine mümkün olduğunca toplumun geniş kesimlerinin zamanında katkı sağlaması gerektiğine inanıyoruz. Bu noktadan hareketle başta siyasi partilerin, diğer sivil toplum örgütlerinin ve ilgili diğer kesimlerin yeni anayasanın çerçevesi konusundaki görüşlerini mutlaka seçimlerden önce ortaya koymaları gerektiğine inanıyoruz.

Genel seçime giderken oy verecek olan vatandaşların en doğal hakkı, seçim sonrasında hazırlanması muhtemel ve bir ülkenin en temel toplumsal sözleşmesine ilişkin olarak siyasi partilerin görüş ve önerilerini bilmektir. Umuyorum sağlıklı bir ortamda tartışılabilen, mümkün olan en geniş mutabakatın sağlandığı, toplumsal sözleşmeyi en yakın zamanda hayata geçirebiliriz.”

TÜSİAD RAPORU

TÜSİAD’ın daha demokratik, AB üyeliğine daha yakınlaşmış, sürdürülebilir kalkınmayı ve büyümeyi yakalamış, üretkenlik düzeyi artmış bir Türkiye için görüş ve önerileri ortaya koymaya çalışan bir rapor hazırladığını belirten Boyner, ”Demokratikleşme yaklaşımımızda üç ana reform üzerinde duruyoruz. Yeni anayasa, siyasi partiler, seçim kanunlarının daha katılımcı ve demokratik hale gelmesini umut ediyoruz. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin geçerli olduğu, kontrol ve denge mekanizmasının genişlediği, çoğulcu bir parlamenter demokrasinin tüm kurallarıyla hayata geçmesinin Türkiye’nin geniş vizyonu olması gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.

Yargı bağımsızlığının korunduğu, devletin tüm işlemlerinin yargısal boyutuna tabi olduğu, dokunulmazlıklara ve ayrıcalıklara yer vermeyen bir anayasal çerçevenin önemli olduğunu ifade eden Boyner, ”İnanıyoruz ki ekonomik reform ancak demokratik bir toplumda sürdürülebilir” dedi.

AB üyelik sürecinin önemine de işaret eden Boyner, tüm siyasi partilerin AB üyelik sürecinde ekonomik, toplumsal ve siyasal yönden açılış kriterlerinin yerin getirilmesi için somut bir plan ve takvim oluşturulmasını istedi. Boyner, şöyle devam etti:

”Kıbrıs sorununun AB müzakereleri önünde bir engel olmaktan çıkarılması, somut bir katılım tarihi tespit edilmesi için çalışılması, Türkiye’nin AB üyeliği fikrine gerek Avrupa gerek Türk kamuoylarının iletişim çalışmalarıyla hazırlanmalarında yarar görmekteyiz. Unutmayalım AB standartlarına ulaşabilmek Türkiye’deki her bir vatandaşımızın daha huzurlu olması için, hepimiz için gerekli.”

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, ”Türkiye’nin krizden çıkışta, büyümede, kendine yeni ticaret ve yatırım pazarları açmada neredeyse gıpta edilen bir ülke haline geldiğinin bilindiğini söyledi.

Boyner, Antalya’da düzenlenen Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanlar Konseyi toplantısında, makro ekonomide ciddi başarılar sağlandığını dile getirerek, ”Türkiye’nin krizden çıkışta, büyümede, kendine yeni ticaret ve yatırım pazarları açmada neredeyse gıpta edilen bir ülke haline geldiğini biliyoruz” diye konuştu.

Seçim öncesi iş dünyasının ekonomik beklentilerini de anlatan Boyner, yeni dönemde, rekabet edilen diğer büyüyen pazarlara da bakarak Türkiye’nin yapısal olarak daha rekabetçi, verimlilik tabanlı yeni istihdam yaratan ekonomi haline gelmesine odaklanılması gerektiğini söyledi.

Boyner, bu dönemde sürdürülebilir büyüme için makro ekonomik önerilerinin, bağımsız bir Merkez Bankası anlayışının derinleştirilmesi, faiz dışı kamu harcamalarının düşürülmesi ve kamu harcamalarının faktör verimliliğini artıran alt yapı harcamaları bağlamında önceliklendirilmesi olduğunu belirtti. Boyner, vergi mevzuatının özlü, kısa, anlaşılabilir bir reforma tabii tutulması ve dolaylı vergi gelirlerinin nispi olarak azaltılması, G-20 oluşumunda Türkiye’nin hak ettiği etkili bir konumun elde edilmesi, kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin topluma yaygınlaştırılarak şeffaf ve hesap verilebilir bir şekilde yürütülmesini de talep ettiklerini kaydetti.

Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması için mikro düzeydeki reformlara acilen ihtiyaç olduğunu söyleyen Boyner, 5 Ocak 2011 tarihinde açıklanan Sanayi Strateji Belgesi’ne dikkati çekti. Bu belgenin sektörel değerlendirmeler dışında tüm yatay nitelikteki mikro yaşam alanlarını kapsadığını vurgulayan Boyner, yatay sanayi stratejisi alanları dışında merkezi otoritenin sektörel tercihlerde bulunmasının sürdürülebilir ve rekabetçi piyasa ekonomisine uygun olmadığını söyledi.

Devlet yardımlarının tüm sektörleri yatay ele alabilecek şekilde yüksek katma değer oranlarının yakalanmasına destek olacak teknoloji yatırımı, seçimi ve kullanımını desteklemesi gerektiğini ifade eden Boyner, yardımların, sektör ve bölge ayrımı gözetmeksizin, özellikle başarı veya fiziki alt yapıya yönelik olağanüstü yüksek yatırım gerektiren projeleri de kapsamasını istedi.

Boyner, Sanayi Bilgi Sistemi’nin bir an önce tamamlanarak kamuoyuyla paylaşılması, vergi tabanının genişletilmesi için kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin kayıt içine alınmasını özendirecek, kayıtlı kesimi mağdur etmeyecek düzenlemelerin hayata geçirilmesi, yatırım maliyetleri ve kayıt dışılığın azaltılması kapsamında dolaylı vergiler yeniden düzenlenmesi, denetimlerde vergi mükelleflerini koruyucu düzenlemeler yapılması gerektiğini de dile getirdi.

Sanayide rekabet gücünün artırılması için enerji maliyetlerinin, istihdam üstündeki yüklerin ve diğer görünmeyen maliyetlerin azaltılması gerektiğini ifade eden Boyner, bölgesel kalkınma stratejilerinin belirlenmesi ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin altını çizerek, şunları söyledi:

”Haberleşme sektöründeki vergiler AB standartlarına çekilmeli, eğitim siteminde nüfus bilim göstergelerinden yararlanılmalı. Zorunlu eğitim süresi AB ortalamasına çıkarılmalı, modernizasyonu ve eğitim kalitesinin arttırılmasında etkili adımlar atılmalıdır. Kadınların iş gücüne katılımı ve istihdamın arttırmak üzere bütünlüklü bir politika uygulanmalı.”

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

İklim değişikliğini de değinen Boyner, bunun sadece çevre politikalarını ilgilendiren bir konu olmadığını söyledi. İklim değişikliği ile mücadele politikasının, enerji, ulaştırma, sanayileşme, yatırım alanları, dış ticaret, yerel yönetimler, sağlık, bölgesel kalkınma ve tüketici hakları gibi çok çeşitli alanları ilgilendirdiğini vurgulayan Boyner, küresel ısınmaya dikkati çekti.

Boyner, ”Önlem alınmadığı takdirde 2050 yılına kadar iklim değişikliğiyle ilgili hiçbir şey yapmamanın bedelinin, dünyanın 4 ila 6 derece ısınması ve bu doğrultuda küresel ekonominin, kuraklık, ormansızlaşma, çölleşme, susuzluk, tayfun ve sel gibi doğal felaketlerin artması gibi faktörlere bağlı olarak yıllık ortalama yüzde 5 küçülmesi olacağı artık kabul öngörmüştür. Biz bu öngörü içinde bu ay sonunda İstanbul’da iklim değişikliği toplantısını gerçekleştireceğiz” dedi.

TÜSİAD olarak iş dünyasının bağımsız ve gönüllü örgütlenmelerini, bu örgütlerin karar alma süreçlerine katılımını çok önemli bulduklarını ifade eden Boyner, bu nedenle TÜRKONFED’in Türkiye’nin tüm bölgelerinde işbirliklerini güçlendirmesi, idari kapasitesini geliştirmesi ve bu süreçte yerel iş dünyası örgütleri oluşturması ve geliştirmesi yönündeki çalışmasını çok önemsediklerini ve desteklediklerini belirtti.

Boyner, ”Türkiye yeni döneme hazırlanırken ancak sorumluluklardan kaçmayan, uzun dönemli toplumsal çıkarları kısa dönemli çalkantılara feda etmeyen, ana temel sorumluluk alanı olan ve beslendiği toplumu aydınlatabilme yükümlülüğünü sağlayan bir sivil toplum kuruluşu başarılı olabilir” diye konuştu.

ANAYASA TARTIŞMASI

Toplantının ardından gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Boyner, yüzde 10 barajıyla ilgili bir soru üzerine, ”Bu konudaki fikrimizi açıkça söylüyoruz. İnşallah bu döneme olmadı, bir daha ki döneme olur. Sürdürülebilir bir şey değil” karşılığını verdi.

Milletvekili adaylarıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine de Boyner, ”Eğer gerçekten ön seçimle adaylar belirlense siyasi partilerin programları konuşulur, bu tartışma kişiler üzerinden ‘Ahmet oldu’, ‘Mehmet olmadı’, ‘Ayşe oldu’ üzerinden değil de siyasi parti programları üzerinden yapılır. Ön seçimin gerekliliğini gördük” dedi.

Benzer Yazılar

toki kayasehir evleri kayabasi
TOKİ 50 bin konut için müracaatlar  bir süre önce sona erdi. Müracaatların bitmesinin devamında şahıslar  TOKİ 50 bin konut kura çekilişi zaman sorusuna cevap aramaya başladı. Acaba TOKİ 50 bin konut kura sonuçları ne vakit belli olacak.  TOKİ 50 bin konut kura çekilişi ne zaman yapılacak TOKİ 50 bin konut müjd...
Sanal âleme esnaf sokağı
E-ticaret hacmi, 2018 yılında yüzde 42 büyüyerek 59,9 milyar liraya ulaştı. "Türkiye e-Ticaret Pazar Büyüklüğü" raporuna göre, e-ticaret sektörü 2018 yılında, yüzde 42 büyüme ile 59,9 milyar liralık hacme ulaştı. Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) tarafından, Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (...
NKP Çocuk Adaptörlü Yavaş Kapanır Klozet Kapağı http://onhaberleri.com/hesapli-ve-ucuz-alisveris-nasil-yapilir HEM YETİŞKİN HEMDE ÇOCUKLARA ÖZEL KLOZET KAPAĞI    KARE  KLOZETLER İÇİN UYGUN DEGİLDİR    KAPAK VİDASI ALTTAN VE ÜSTEN SIKILABİLEN KLOZETLER İÇİN UYGUNDUR    KAPAK VİDASI ÜSTEN SIKIL...

Yorumlar