Kişisel Site

cabadak_banner

“Yeni nesil 120 yıl yaşar”

3 Temmuz 2011 | Yazar: admin | Henüz yorum yapılmamış | 371 Görüntülenme

Dr. Mehmet Öz’den çok önemli ipuçları..

Dünyanın hayran olduğu Mehmet Öz’ü, dünya gözüyle görmek bir basın yemeğinde nasip oldu. Yemekte Dr. Öz’ü yakın takibe aldım. Çok yavaş yediğine, ben fındık lahmacunu iki lokmada mideye indirirken, kendisinin büyük bir zerafetle 10 parçaya ayırdığına ve porsiyonlarını az tuttuğuna tanık oldum. Yemek sonrasında Dr. Öz ile özel bir röportaj gerçekleştirme fırsatı da buldum. İki hafta önce Time dergisine kapak olan, geçtiğimiz hafta da “En bilgilendirici şov” ve “En iyi şov sunucusu” dallarında iki Emmy kazanan Öz’le, aile ilişkilerinden, sekse; şov programından, başından geçen hastalığa kadar her şeyi konuştuk. Buyrun okuyalım!

* Doktor bir babanın oğlu olarak nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

Babam çok meşguldu. Sevgisini belli etmezdi ama beni sevdiğini bilirdim. Çalışmadığı zamanları hep bizimle geçirirdi.
İşten çıkıp, avlanmaya gitmezdi yani… Babamdan daha çok nasıl çalışmam gerektiğini, hayatta nasıl başarılı olabileceğimi öğrendim. Ama günün sonunda “Aferin Mehmet! İyi iş yaptın” demedi bana… Sevgiyi annemden gördüm.

* Doktor olmaya siz mi karar verdiniz, babanız mı yönlendirdi?
Ben karar verdim. O anı da hatırlıyorum. 7 yaşındaydım. Babamla dondurmacıda sıra bekliyorduk. Önümde 10 yaşında bir çocuk vardı. Dondurmacı ona “Ne olacaksın büyüyünce?” diye sordu. Çocuk “Henüz karar vermedim” dedi. Babam bana döndü ve dedi ki “Sana böyle bir şey sorulursa, asla bu cevabı verme. Her zaman bir hedefin olsun. Sonra bunu değiştirebilirsin ama gittiğin yolu hep bil.” O gün doktor olmaya karar verdim.

* Küçükken babanızla hastaneye gider miydiniz?

Tabii, beraber odaları dolaşırdık. Hastaların babamı gördüklerinde yüzlerinin nasıl aydınlandığına tanık olurdum. Bunlar beni çok etkiledi.

En büyük korkum çocuklarımın bana “Baba bize vakit ayırmadın” demesi

* Peki siz, yoğunluktan çocuklarınızın büyümesini kaçırdığınızı düşünüyor musunuz?

Bazen… Defne ben 25 yaşındayken dünyaya geldi. En iyi onu tanıyorum çünkü öğrenciydim. O tek çocuktu ve onunla ilgilenecek vaktim vardı. İkinci çocuk olduğunda profesör olmuştum. Ve işler yoğunlaşmıştı. En küçük çocuğum Mustafa’nın bana daha çok ihtiyacı var. Yanıma geliyor ve vaktimi
talep ediyor. Mesela Bodrum’da “Baba, hadi balığa çıkıyoruz” diyor. Ama kız çocukları bunu yapmaz. Onlar bekliyor. Sen yanaşmazsan, onlar da sana yanaşmıyor. En büyük
korkum bir gün, çocuklarımın “Baba bize vakit ayırmadın” demesi…

* Kız çocuk ve oğlan çocukla ilgili söylediğiniz şey, kadın erkek ilişkilerinde de aynı değil mi?

Tamamen aynı. Mesela ben 26 yıldır evliyim. 26 yılda 4 farklı kadınla evlendiğimi söyleyebilirim.
Erkekler kadınların aynı kalmasını istiyor, kadınlar da evlendikleri adamı hemen değiştirmek istiyor. Sonuçta erkek değişmiyor, ama kadın sürekli bir değişim içinde… 7 senede bir, bir araya gelmenin yollarını bulmak gerek. Ben öyle yaptım.

* Niye 7 sene?

Bir defa ilk sene aşıksınız. Dopamin oranı çok yüksek.
Sonra çocuk oluyor, oksitosin hormonu salgılıyorsunuz. Yani çok mutlusunuz. Bunlar sizi kelepçe gibi dört beş sene bir arada tutuyor. 7 sene sonra hormonların etkisi
azalıyor. Ve boşanmalar da genelde bu sürede meydana geliyor.

Her sabah 5.45’te kalkıyorum

* Bir gününüz nasıl geçiyor, peki?

6’ya çeyrek kala kalkıyorum. Her gün 7 dakika yoga yapıyorum, hızlı bir duş alıp, traş oluyorum. 6’yı 10 geçe filan evden çıkıyorum çünkü trafiğe kalmak istemiyorum. Şovun olduğu yer Rockefeller Center. Tüm medya dünyasının kalbi… Sabah 7’de konu toplantısı oluyor. 8.30 da stüdyoda provalara başlıyoruz. 10’da ilk şov başlıyor, 3’te ikinci şov. Saat 5’te tekrar toplanıp günü değerlendiriyoruz. Sonra eve… Bir tek perşembeleri stüdyo yerine hastaneye gidiyorum. Aynı mesaiyi orada yapıyorum. Günde iki ameliyatım oluyor. Hastanedeki araştırma laboratuvarımı bir arkadaşıma devrettim. Yeni şeyler keşfetmek için hem enerji, hem vakit lazım. O artık ben de yok.

* Hastaneye adapte olmakta zorlanmıyor musunuz?

Aslında iki iş arasında çok büyük fark yok. Her iki işte de ben merkezdeyim ama etrafımdaki takım çok önemli.
Onlarla uyum içinde dans etmem gerekiyor. Ekibim olmasa stüdyonun ışıklarını açamam ya da hastayı uyutamam. İşin sırrı mükemmel bir ekip.

NOT:

Dr. Oz Show’u Türkiye’de Digiturk platformunda 17. kanaldan yayın yapan Home Tv’de, hafta içi her gün 13:00 ve 19:00 da izleyebilirsiniz.

Haftada dört kez seks konusunda ısrarlıyım!..

* Sağlıklı bir yaşam için haftada dört kez seks önermiştiniz? Bu yoğun tempoda haftada dört kez seks yapacak vakti ve enerjiyi nasıl buluyorsunuz?

Enerjimiz yerinde… Ama vakit bulmak zor. Bu da bizden değil, çocuklardan kaynaklanıyor. Çocukları kovmak lazım. Bazen sabah erken, bazen gece geç, bazen hafta sonları… Ama mutlaka yapmak gerekiyor.

* Seksin ne tür faydalarını görüyorsunuz?

Hayatımızın hikayesini çevremizdeki insanlar oluşturur. Eşin kimse, onunla olan ilişkin, bağlantın hayatının kalitesini belirler. Seks yapmayan çiftler bu yakınlığı kuramıyorlar, zamanla kopuyorlar birbirlerinden… Bir çift eğer seks yapmıyorsa ya sağlık sorunu vardır, ya da ilişki de bir sorun vardır. Bu, bu kadar net.

İnsanların dörtte biri 80 yaşına kadar seks yapıyor

* Sağlıklı çiftlerin seks yaşamı kaç yaşına kadar devam eder. Viagrasız yani…

İnsanların dörtte biri 80 yaşına kadar normal gidiyor. Peki bu insanlar ne yapıyor da, 40 yaşındaki insanların yüzde 25’i seks yapmazken, onlar yapabiliyor? Esas soru bu olmalı. Mesela şişmanlık hormonları erkeklerde testesteronu, kadınlarda östrojeni düşürüyor. Bunlar olmayınca libido olmuyor, kadınlarda kuruluk başlıyor. Başka birçok hormon değişikliği etkili. Bir de az önce bahsettiğim duygusal bağ önemli. O yoksa, kaç yaşında olursan ol, seksin peşinden koşmazsın.

* Çok sorulmuştur size ama Viagra’nın kalbe zararı var mı?

Daha önce bir kalp rahatsızlığı geçirmediyseniz, yok. Kalbin içindeki damarlarda tıkanıklık varsa, riskleri çok büyük olabilir. O yüzden stres testi yaptırdıktan sonra, isteyen istediği kadar viagra kullanabilir. Kadınlar için de viagra çıkacak yakında. O da libidoyu artıracak. Kadınlar bana şunu çok soruyor. “Canım sevişmek istemiyor. Kendimi zorlamalı mıyım?” Cevap “Zorla!” Seksin üzerinde çalışmak lazım, emek harcamak lazım.

Kanser olduğumu öğrenince ölümlü olduğumu anladım!

* Kanser olma ihtimaliniz olduğunu nasıl öğrendiniz?

Şovum için kolonoskopi yaptırırken… Böyle havalı havalı girdim kolonoskopiye… Herhangi bir şey çıkacağını asla düşünmüyordum. Doktorum La Pook ekranda şüpheli bir polip gördüğünü söyledi ve polipi aldı. Sonra da biyopsiye yolladı. Günlerden cuma olduğu için sonucu ancak pazartesi öğrenecektim

* Ne hissettiniz?

Kendime 100 yıl ömür biçmişken acaba önümde birkaç yıl mı kaldı, bütün hayatımı sağlıklı yaşamaya adamışken nasıl oldu da benim başıma bu geldi, karıma ve çocuklarıma ne söyleyeceğim, ya gerçekten kanser olursam ne yapacağım… Tüm bunları düşündüm. Ölümlü olduğumu anladım. Ağır hastalarla çok daha fazla empati kurdum.

* Sizin gibi bir doktorun ölümlü olduğunu anlaması, hastalarıyla empati kurması için böyle bir deneyim mi yaşaması gerekiyordu?

En iyi hekim başından hastalık geçmiş hekimdir. Ben hastaya hasta gözlüğüyle değil, doktor gözlüğüyle bakıyordum. Hastayla empati kurmak biraz da bilinçli olarak kaçtığımız bir şeydir. Genç cerrahken ben kendimi hastalarıma çok yakın hissederdim. Bizim meslekte hastaların yüzde 5’ini kaybediyoruz. Çok acı oluyor tabii. Zamanla robotlaşarak kötü haberleri vermeye başlıyorsunuz. Özellikle kanser doktorlarında bu böyle… Bu kendimizi koruma mekanizmamız. Yoksa yapamayız bu işi…

* Peki biyopsi sonucunu nasıl öğrendiniz?

La Pook telefon açıp beni ofisine çağırdı. Ters bir şeyler olduğunu anladım. Çünkü doktorlar iyi haberleri telefonda verir, kötü haberleri ise ofislerinde… Ofisinde bana polipin kanser öncesi hücreler taşıdığını ama vaktinde alındığı için bir sorun olmadığını söyledi. Kısaca program için kolonoskopi yaptırmasaydım, kolonum alınabilirdi, kemoterapi görebilirdim, hatta ölebilirdim.

Kanser olsam inandırıcılığım azalma ihtimali vardı

* Sonra bir polip daha çıktı değil mi?

Evet. İlk kolonoskopiden önce 36 saat bir şey yememem gerekiyordu ama ben 18 saat önce “Biraz mercimekten bir şey olmaz” diyerek, mercimek yedim. İyice çiğnedim mercimekleri, La Pook anlamaz, diye düşündüm. Tabii müthiş gaz yaptı. Hamile kadın gibi kolonoskopiye girdim. Doktorum hemen durumu fark etti ve bana kızdı. Mercimekler yüzünden her yeri net göremediğini ve kısa sürede kolonoskopiyi tekrarlamamız gerektiğini söyledi. Beni durmadan aramasına rağmen 9 ay kendisinden kaçtım. Hasta koltuğuna geçtiğimde, ben de herkes gibiydim günün sonunda… 9 ay sonra gittiğimde çok tehlikeli bir yerde, bir polip daha çıktı. Bu sefer kızgındım ve gerçekten korktum. Ancak bu polip kanser öncesi hücreler taşımıyordu.

* Eğer kanser çıksaydınız, bu imajınızı nasıl etkilerdi?

Polip çıkan kişilerin yüzde 50’sinde risk faktörü yok. Ben sigara içmiyorum, kilolu değilim, spor yapıyorum, iyi besleniyorum, ayrıca annemde babamda da bu tür bir şey yok ama bende çıktı. Demek ki herkeste çıkabilir. 50 yaşından sonra kolonoskopinin şart olduğuna dair bir mesaj vermiş olduk insanlara. İmaj konusunu düşündük tabii… İnandırıcılığımın azalma ihtimali vardı. Lahmacunlar gelsin, sucuklar gitsin o zaman diye düşünen insanlar oldu. Hâlâ da böyle düşünenler var. Ama dediğim gibi genlerin ve çevresel toksinlerin etkisi büyük. Genler yüzde 30’sa, yüzde 70 sağlığımızı biz belirliyoruz.

Sigara içenleri ameliyat etmiyorum

* Sigara içenleri ameliyat etmediğiniz doğru mu?
Doğru. Ben onları onlardan daha çok seviyorum. Sigarayı bırakmayı kabul ederlerse, ameliyat ediyorum. Yoksa ameliyat hem masraf, hem boşu boşuna kesiliyorsunuz. Ama biliyor musunuz, bu koşulu öne sürdüğüm hemen hemen tüm hastalarım sigarayı bıraktı.

Tom Cruise kaslarını nasıl geliştirebileceğini sordu!

* Taze EMMY ödülleriniz için çok tebrikler. Artık doktordan ziyade kendinizi bir şovmen olarak hissettiğiniz oluyor mu?

Hayır çünkü yolda yürürken insanlar beni çevirip imza istemiyor, bana hasta yakınlarıyla ilgili soru soruyor. Oprah’ın son şovunda Tom Cruise bile yanıma gelip sağlık soruları sordu. Artist olsam sinema konuşurduk.

* Ne sordu Tom Cruise?

Onu söylemeyeyim şimdi… Ama mesela kaslarını nasıl geliştirebileceğini sordu.

İnsanların dörtte biri 80 yaşına kadar seks yapıyor

* Sağlıklı çiftlerin seks yaşamı kaç yaşına kadar devam eder. Viagrasız yani…

İnsanların dörtte biri 80 yaşına kadar normal gidiyor. Peki bu insanlar ne yapıyor da, 40 yaşındaki insanların yüzde 25’i seks yapmazken, onlar yapabiliyor? Esas soru bu olmalı. Mesela şişmanlık hormonları erkeklerde testesteronu, kadınlarda östrojeni düşürüyor. Bunlar olmayınca libido olmuyor, kadınlarda kuruluk başlıyor. Başka birçok hormon değişikliği etkili. Bir de az önce bahsettiğim duygusal bağ önemli. O yoksa, kaç yaşında olursan ol, seksin peşinden koşmazsın.

* Çok sorulmuştur size ama Viagra’nın kalbe zararı var mı?

Daha önce bir kalp rahatsızlığı geçirmediyseniz, yok. Kalbin içindeki damarlarda tıkanıklık varsa, riskleri çok büyük olabilir. O yüzden stres testi yaptırdıktan sonra, isteyen istediği kadar viagra kullanabilir. Kadınlar için de viagra çıkacak yakında. O da libidoyu artıracak. Kadınlar bana şunu çok soruyor. “Canım sevişmek istemiyor. Kendimi zorlamalı mıyım?” Cevap “Zorla!” Seksin üzerinde çalışmak lazım, emek harcamak lazım.

Şov da kitaplar da karımın fikriydi

* Karınızın bu başarıda payı ne?

Medyaya girmeye benim hiç niyetim yoktu. Yaklaşık 10 yıl önce mesleğimle ilgili hafif bir depresyon yaşadım. Ameliyat ettiğim hastaların çoğu bu hastalığı kendi başlarına açtıklarını bilmiyordu. Ameliyathaneye girerken yüzlerine bakardım. Bunu yenebilecek güçte olduklarını da bilmediklerini görürdüm. Lisa ile bunu konuşurken, ortaya şov fikrini attı. Oprah ile bağlantıları o kurdu. “Siz …” kitaplarını yazmak da onun fikriydi. O yüzden Emmy’leri karıma verdim.

* Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır…

Arkasında değil… Lisa benim hep önümde…

Geçen Salı gecesi kebap yedim!

* En son ne zaman kebap yediniz?

Dün gece (Salı gecesi) Beyti’de… Bizim hanımın en sevdiği lokanta…

* Lahmacunu bıçakla kestiniz. Lahmacunu elle yeriz biz…

Üzerine patlıcan salatası sürmek istedim. Bir de cerrah olarak, bıçak kullanmayı severim ben. (Gülüyor)

Antidepresanları en fazla 3 ay kullanmak gerek

Depresyon Türkiye’de bir numaralı sıkıntı. Bu senenin en büyük haberi bu zaten. Araştırmalar gösterdi ki antidepresanların yüzeysel depresyonlarda etkisi yok, yüzeysel depresyonların tek tedavisi terapi. Ancak büyük travmalarda bu ilaçlar işe yarıyor. Onu da en fazla 3 ay kullanmak gerek. Depresyonun da bir vazifesi var. Diyor ki sana “Bugünkü hayatını değiştir. Böyle mutlu değilsin.” Değiştirirken insanın elbette canı acıyor. Bu çok normal. İlaç bu ağrıları azaltıyor. Ama ilaçla mutlu olunmaz, mutlu olmanın yolunu herkes kendi bulmalı! Türkiye’deki doktorlar şeker gibi hap veriyor, şaşırıyorum.

“Geçen sene biri bana “Time’a kapak olacaksın” dese, hayatta inanmazdım. Ama Emmy’lerin peşinden koştum, bir Emmy ödülüm olsun diye çok çalıştım.”

İnsan ömrü 120 yıl olacak!

* İnsan ömrünün limiti ne olacak?

120. Sizin genç okurlarınızın çoğu sağlıklarına dikkat ederse, 100’ü rahatlıkla görürler. Benim de ümidim 100 yaşına kadar yaşamak. Ben 100, sen 87 iken bir daha röportaj yapalım. (Gülüyor)

Dr. Oz Amerika’nın en büyük şov programı olacak!

Dr. Oz Show yıllık 60 milyon dolarlık bütçesiyle, Amerika’nın en çok yatırım yapılan programı. Günde 4 milyon kişi bizi izliyor. Yeni sezonda Oprah Show’un yerini alıyoruz. Sonbaharda 6 milyon kişiye ulaşarak ratinglerde bir numara oluruz. Şov için 100 kişilik bir ekip çalışıyor. Herkes farklı bir konuyu takip ediyor. En çok ratingi kilo ve kanser ile ilgili programlar alıyor.

“Sağlık savaşı hastanelerde değil, mutfaklarımızda, yatak odalarımızda kazanılacak. Beslenme, uyku, seks… Bunlar hayatımızın gidişatını belirliyor.”

The winner is Dr. Oz dendiğinde “Yeees” diye çığlık attım!

Emmy’de adayların yüzlerinin tam karşısına kamera koyuyorlar. Heyecanlısın ama belli etmiyorsun. “And the winner iiiiiis… Dr. Oz” dendiğinde “Yeees” dedim. Tabii çok cool olmadı. Neyse teşekkür konuşmamı yaptım, sahne arkasına geçtim, ödülü benim elimden almak istiyorlar, ben vermek istemiyorum. Verilen ödülü sonra geri alıyorlarmış, şov boyunca elden ele tek bir ödül dolaşıyormuş meğer. Bir de elimden aldıkları ödülü bezle temizlediler. 5 dakika sonra ikinci ödül için anons edildiğimde, sahne arkasında Emmy’yi münakaşa etmeden verdim. (Gülüyor)

“Kalp cerrahları yılda ortalama 75 ameliyat yaparken, ben 400-500 yapıyordum. NY şehrinin en meşgul cerrahıydım. Şimdi haftada bir gün çalışıyorum, yıllık ameliyat sayım ortalama 100. Yani şov yüzünden el becerimi kaybettiğim doğru değil.”

Oprah, ödülümü mesajla kutladı

İlk başta Oprah’ın programının içindeydim ama bir süre sonra halk beni tek görmek istedi. Zaman yetmiyordu. Zaten Oprah, Dr. Oz Show’un ortağı. Bana çok destek oldu. Emmy aldıktan sonra bana tebrik e-postası attı. “Senin başarın, benim başarım… Bu başarıyla gurur duyuyorum. Emmy sahnesinde bulunmak, ameliyathanede bulunmaktan çok daha farklıdır. Keyfini çıkart…” yazmış bana…

Cep telefonu sperm oranını düşürüyor!

Mehmet Öz cep telefonunu asla üzerinde taşımıyor, hat kötüyse konuşmuyor, çocuklarını cep telefonuyla konuşturmuyor, gece uyurken yanında tutmuyor. Tüm erkeklere de bunu tavsiye ediyor çünkü sperm oranını düşürüyormuş. (Vatan / Ayşe Aydın)

Benzer Yazılar

Çocuklarda bahar hastalıklarına dikkat
Bir çok hasta doktora gitmeden önce randevu alırken hangi bölüme gideceği konusunda problem yaşamaktadır. Hastanelerde bulunan belli başlı uzmanlık alanlarından hangisinin kendi hastalığına baktığı bilmeyen bir kişi hem randevu alırken hem de muayene olurken hem zorlanacak hem de başkalarının hakkını alacaktır....
İyi Niyet Elcisi Angelina Jolie
Geçen sene göğüslerini aldıran Jolie, bir hafta içinde yumurtalıklarını aldırmak için yeniden bıçak altına yatacak. Hatalı gen olarak bilinen BRCA-1 genini taşıdığı için yüzde 87 meme kanseri, yüzde 50 Yumurtalık kanseri olma riski taşıyan Hollywood'un güzel aktrisi Angelina Jolie, geçen yıl mayısta New York...
Faruk Çelik’ten Şeker Hastalığından Erken Emeklilik Bekleyenlere Kötü Haber
Bakan Faruk Çelik, her şeker hastasına malulen emeklilik maaşının bağlanamayacağının altını çizdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 1970′li yıllarda çıkartılan Maluliyet Tespit Yönetmeliği’nde geçtiğimiz aylarda yapılan değişikliğin kamuoyunda yanlış anlaşıldığını söyledi. Her...

Yorumlar